ŞAHİN:”BÖLGE BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRA EN HASSAS DÖNEMİNİ YAŞIYOR”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, CNN Türk kanalında Saynur Tezel Özgentürk’ün sunduğu Günlük isimli programda, Suriye sınırındaki son durumu değerlendirdi.

Şahin, değerlendirmesinde, bölgenin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra en hassas dönemini yaşadığını belirterek, hergün Ortadoğu coğrafyasında kartların yeniden karıştırılarak, dağıtıldığını söyledi.

Söz konusu dağıtımda bazı ülkelerin hesapları olduğunu anlatan Şahin, “Bu dağıtımda ne kadar hesap yapıldığı, ne kadar farklı ülke hesaplarının olduğunu görüyoruz. Üzülerek izliyoruz. 2 dünya var. Birileri yaşatmaya, kucağını açmaya, sahiplenmeye çalışırken, diğerleri yok etmeye çalışıyor. Özellikle dezavantajlı kadınların, çocukların, ailelerin yok olduğu, birçok engellinin oluştuğu, birçok yaralının tedavi edilmeye çalışıldığı çok ateşli bir dönem yaşıyoruz. Aslında 5 yıl önce Türkiye dinlenmiş olsaydı, kulak verilmiş olsaydı, bugün bu noktaya gelinmeyecekti. Türkiye’nin ne kadar haklı olduğu görüldü. Çok hızlı kararlar alınması gerektiğini gördüler” dedi.

Başta Rusya olmak üzere bazı Avrupa ve dünya ülkelerinin çok standartlı bakış açısıyla karşı karşıya bulunduklarını ifade eden Şahin, Ortadoğu’da yaşananlarda Türkiye’nin söz hakkı bulunmasının istenmediğine dikkati çekti.

HESABI OLANLARLA HASBİ OLANLAR ALTIN HARFLERLE KAYDEDİLECEK

Tarihin iyileri ve kötüleri yazacağını vurgulayan Şahin, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Uluslararası toplum, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, ‘kuruluş felsefesi’ denilen şeyin tam tersinin yaşandığı, insan hakları, demokrasi, özgürlüğün, her şeyin ayaklar altına alındığı, adaletli ve eşit bir dünyadan çıkıp, ben daha ne kadar çok öldürebilirim, top atabilirim, alan kuşatabilirim, terör örgütünü destekleyebilirim denen başka bir dünyayı görüyoruz. Bir tarafta anlaşma yapıyormuş gibi yapıp, arka planda, çok büyük hesapların döndüğünü görüyoruz. Türkiye’nin burada mümkün olduğu kadar, güçlü olduğu coğrafyada güçsüz kalmasını, mümkün olduğu kadar tüm yükü çekip, söz sahibi olmaması, kararlar vermemesi yönünde çok standartlı bir bakış açısıyla karşı karşıyayız. Tarih bu dönemi yazdığı zaman, iyiler ve kötüler, savaş yanlıları ve barış için, evini sofrasını, yüreğini, şehrini açanları, ayrıca kaydediyor. Hesabı olanlarla hasbi olanları, burada insani ve vicdanı sınavdan geçenlerin altın harflerle kaydedilecek bir dönem yaşanıyor. İnşallah hem ülkemiz, hem şehrimiz, bu dönemden insanlara dersler vererek başarıyla çıkacak, tüm insanlığa, vicdani siyasetin yapılabileceğini ispatlayacak bir şekilde bir duruş gösteriyor.”

Şahin, 5 yıldır bölgeye ve ülkeye gelen tüm yabancı heyetlere 3 maymunu oynadıklarını söyleyerek, Suriye ateşinin tüm dünyayı yakacağını anlattıklarını kaydetti.

Meseleye Japonya dışında samimi ve vicdani yaklaşan olmadığına işaret eden Şahin, “5 senedir burada her gelen heyete anlattık. ‘3 maymunu oynuyorsunuz, bu ateş gelip, sizi de yakacak. Çok net duruş sergilemeniz lazım’ dedik. Japonya’nın dışında gelip, buraya elini taşın altına koyan ülke görmedik. Geldiler, sırtımızı sıvazladılar, ‘siz ne kadar iyi, başarılısınız’ deyip gittiler. Ne zaman ki Aylan bebekler, tüm dünyanın vicdanını sızlattı. Ne zaman ki, mülteciler, kendi sınırlarına gitmeye başladı, o zaman ‘benim şu kadar mültecim var, ben ne olacağım’ diye düşündüğü noktada bizleri dinlemeye ve bu 5 yılı ne kadar fedakarlıkla geçirdiğimizi anlamaya başladılar” diye konuştu.

Almanya başta olmak üzere tüm AB ülkelerinin mültecileri maliyet olarak gördüğünü ve soruna bu anlayışla yaklaştığını ifade eden Şahin, AB ülkelerinin kendi bakış açılarına göre siyaseten ortak alan bulma gayreti içerisinde bulunduklarını anlattı.

MÜLTECİ MALİYETİNİN “NE KADAR” OLDUĞUNUN SÖYLENDİĞİ BİR BAKIŞ AÇISI

“Merkel başta olmak üzere AB ülkelerinde daha ne kadar çok alalım, değil, biz nasıl elimizdeki mülteciyi Türkiye’ye göndeririz diye bakıyorlar” diyen Şahin, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bana gelen heyetler, hesap yaptıklarını söyleyerek, mali olarak bir mültecinin maliyeti, Türkiye’ye olan maliyetinin 10 katı, dolayısıyla biz size mali destek verelim, nasıl olsa fedakarlık yapıyorsunuz, bunu yapmaya devam edin diyorlar. Ne kadar basit bir dünya bakışı. Her şeyin, para olarak, mali olarak hesaplandığı ve bir mültecinin maliyetinin ne kadar olduğunun söylendiği bir bakış açısıyla bakılıyor. Milli gelirimizin 10-20 katı olan ülkeler, bu hesabı yaparak, sınırları kapatacaklarını, olanı gönderip, almamak için siyaseten ortak alan bulmaya çalışıyorlar. Daha fazla alalım, daha fazla yatalım, savaşı durduralım, bataklığı kurutalım, zalim Esad’a dersini verelim, Rusya ne yapmaya çalışıyor şeklinde kamuoyunu rahatlatacak bir duruştan daha çok, biz nasıl almayız, nasıl göndeririz, biz nasıl maliyeti en az bizi etkileyecek şekilde yönetiriz, bu bakış açısıyla 2 farklı dünyayı yaşıyoruz. Hayretler içerisindeyiz.”

Kilis’in, kent nüfusundan daha fazla Suriyeliyi ağırladığını hatırlatan Şahin, dünyanın bu durumu matematiksel bir şekilde anlamaya çalıştığını belirtti.

Dünyanın bugünkü bakış açısıyla bu durumu anlamasının mümkün olmayacağına vurgu yapan Şahin, “Kilis’in kendi kategorisini ben çok kıymetli buluyorum. Nüfusundan fazla mülteci ağırlaması, matematiksel bir şekilde dünyada anlaşılması mümkün olan bir şey değil. Nasıl yapıldığını tüm gelen yabancı heyetler anlamaya çalışıyor. Eğer bu medeniyetten, bu inançtan, bu kültürden gelmediyseniz anlamanız mümkün değil. Hele sizin baktığınız yerden bunu anlamanız hiç mümkün değil diyorum” şeklinde konuştu.

BİRİLERİ ÖLDÜRMEYE BİRİLERİ OKUTMAYA ÇALIŞIYOR

Suriyeli kaybolacak bir nesli kurtardıkların ifade eden Şahin, kayıt altına alınan 107 bin Suriyeli çocuğun eğitim hayatına başlayabilmesi için çalışma başlattıklarını bildirdi.

107 bin çocuğun kayıt altına alındığını ve bunların hızlı bir şekilde eğitime kazandırılması yönünde çalışma başlattıklarına dikkati çeken Şahin, “Belediye Başkanı olduğum 22 ay öncesinde 3 bin mülteci çocuğumuz eğitim hayatı içerisindeydi. Bugün 70 bine çıktı. 22 ayda bu nasıl başarıldığına bakılacak olursak, şehrin tüm yöneticileri ile oturduk, bir dizi kararlar alarak, çalışma başlattık. Eğitim hayatına başlaması gereken çocukların bu sene yüzde 98’ini eğitim hayatına başlattık. Birileri öldürmeye çalışıyor. Biz okutmaya çalışıyoruz. Çok önemli bir başarı. Bu çocuklar Halep’te bir okulda okusaydı, yüzde 85 okula gitme oranı olurdu. Biz burada yüzde 98’i yakaladık. Aileler okulları, sıraları paylaştı. Çocuklar birbirleriyle mekanları, malzemelerini paylaştılar. Türkçe öğrendiler, sistemin içerisine girdiler” ifadelerini kullandı.

Mültecilere sınır kapısının açılması talebinin Rusya’nın Akdeniz’e inme planının bir parçası olduğunu ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

“Kapıyı açmak isteyenlerin niyetini iyi anlamamız gerekir. İnsani açıdan böyle bir talep yok. Bizim baştan beridir söylediğimiz, güvenli bölge, uçuşa yasak bölge çözümlerine sıcak bakmamalarının nedeni de odur. Bizim zaten kapılarımız açık. Bizim elimiz zaten onların yanında. Oradaki kişilerin, gıdasını, barınmasını zaten Türkiye olarak, Gaziantep olarak yapıyoruz. Oradaki niyet farklı. Tamamen burayı boşaltmak. Özellikle Akdeniz’e iniş bölgesinde, insani olarak veya DEAŞ ile mücadele etmek değil niyet. Bu bölgeyi boşaltıp, özellikle Akdeniz açılacak Rusya’nın, terör örgütleri ile mücadele ediyormuş gibi tamamen o bölgeyi kuşatmak için yaptığı bir çalışmadır, kapı açın talebi. Kapı açın talebinin artmasında ciddi bir art niyet, özellikle Rusya’nın zalim Esad ile birlikte oluşturduğu bölgeyi boşaltma planı var. Dolayısıyla bizim burada, oradaki Azezli ve Halepli kardeşlerimizi yerinde muhafaza ederek, onların bu planlarını gerçekleştirmelerine izin vermememiz gerekiyor. Bir de böyle bakmak gerekir.”

Bölgedeki mülteci göçünü yönetmenin çok kolay olmadığına da işaret eden Şahin, “Biz sanayi şehriyiz. Yıllardır göç aldık. Aslında ipekyolu bize göçü yönetmeyi, bunun dili, dini, mezhebi, ırkı ne olursa olsun insan olarak birlikte yaşama kültürünü bize verdi. Bu duygu, böyle bir geçmişimiz olmasaydı, bizim bu mülteci göçünü yönetmek çok kolay olmazdı. Çünkü bir anda yüzde 27 büyüyorsunuz. Şehircilik adına baktığınızda ev kiralarında ciddi yükselmeler oluyor. Suyu başka bir şehirden getiriyorsunuz. Son 3 yılda harcanan su miktarı bire 4’te 1 oranında artmış durumda. Biz bir taraftan 50 bin konut, büyük baraj ve yollar yapıyoruz. İşin gözükmeyen boyutunda bunun yan etkilerini yönetmek ve halkımızın yaşam kalitesini, vatandaş memnuniyetini geriye götürmemek için olağanüstü bir gayret gösteriyoruz” dedi.

NOBELİ HAK EDİYORUZ

Göç konusunda hem bölgenin hem de ülkenin kapasitesinin çok üzerine çıktığına işaret eden Şahin, mültecilere ise dua ettiklerini kaydetti.

Şahin, “Ama bizim de bir dayanma gücümüz var. O yüzden Allah bu gücümüzü tüketmesin. Bu gayrete sonuna kadar devam edeceğiz ama, bir taraftan da Allah bu kalplerin kararmasını, nasırlaşmış kalpleri, kararan gönülleri ıslah etsin diye dua ediyoruz. Biz bize düşen kısımdan sorumluyuz. Bu kısmı da en iyi şekilde yönetip, en az zararla buradan çıkmak istiyoruz” diye konuştu.

Şahin, Nobel Kimya Ödülü verilen Aziz Sancar’ın ödülü aldığında çok büyük onur ve şeref duyduklarını belirterek, ödülü bir Türk’ün almasının da çok önemli ve anlamlı olduğunu ifade etti.

Nobel’in bir meslekte, bir alanda fark oluşturmak, iz bırakmak, eser yapmak, insanlığa hizmet etmek olduğunu anlatan Başkan Şahin, “Aziz Hoca’nın nasıl o kategorisi çok kıymetliyse, aslında dönemsel olarak bu bölge, Nobel’in mantığına uygun bir şekilde çalışma yapıyor. Gerçekten iz bıraktı, eser bıraktı. Kilis’in sayısal kategorisinde Nobel’i nasıl hak ediyorsa, 107 bin öğrenciyi sistemin içerisine alma gayreti de Nobelliktir. Biz Nobel alalım diye bunu yapmıyoruz. Biz yapmamız gerekenleri yapıyoruz. Atalarımızın, coğrafyamızın, inancımızın gereğini yapıyoruz. Sonuçta marifet de iltifata tabidir. Böyle bir şey olursa, şehrimiz büyük onur ve şeref duyacaktır. Gerçekten Nobel, iyi niyetle, sağlıklı verilerle, farklı hesaplar güdülmeden veriliyorsa, biz bunu çoktan hak ettiğimizi düşünüyoruz ve bunun tescillenmesini istiyoruz” ifadesini kullandı.