Doğanın, bilimin, gastronominin ve kadim tarım kültürümüzün buluştuğu Gastrobotanik Park için çalışmalarımıza başladık.
Gaziantep’in yalnızca gastronomisiyle değil; toprağı, tarımı, bitki çeşitliliği ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla da çok özel bir şehir olduğunu biliyoruz.
Bereketli Hilal’in kadim tarım mirasını geleceğin bilimiyle buluşturacağımız Gastrobotanik Park, bu anlayışın en güzel örneklerinden biri olacak.
Burası klasik anlamda bir park olmayacak. Çocuklarımızın doğayı, tarımı ve gastronomiyi yaşayarak öğreneceği; bilim insanlarının araştırmalar yapacağı; üreticilerimizin bilgi ve deneyimlerini geliştireceği; ailelerimizin doğayla iç içe huzur bulacağı bir yaşam, öğrenme ve deneyimleme merkezi olacak.
Projemizi hazırlarken en önemli hassasiyetlerimizden biri doğayı korumak oldu. Alanımızda bulunan 100 yıllık çınar, 200 yıllık ceviz ve 120 yıllık fıstık ağaçlarımızı koruduk. Projemizi ağaçlarımızın konumuna göre şekillendirdik. Doğaya rağmen değil, doğayla birlikte bir proje tasarladık.
Üstelik bu projeyi Büyükşehir Belediyemizin kendi mühendis ve mimarlarıyla hazırladık. Gaziantep’in yetişmiş insan gücüne, mühendislik ve tasarım kapasitesine güvenerek kendi imkânlarımızla hayata geçiriyoruz.
GAZİANTEP’İN KALBİNDE 500 DÖNÜMLÜK YEŞİL YAŞAM ALANI
Galle Park’ın devamında hayata geçireceğimiz Gastrobotanik Park, 232 bin metrekarelik özel bir alan üzerinde yükselecek. Bunun 150 bin metrekaresi yeşil alan olacak.
Galle Park ile birleşecek 3,5 kilometrelik yürüyüş yolumuzla birlikte toplam 7 kilometrelik yürüyüş güzergâhı oluşturacağız. Böylece şehrimizin en değerli bölgelerinden birinde yaklaşık 500 dönümlük büyük bir yeşil yaşam alanını hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız.
Bu, Gaziantep için önemli bir vizyon meselesidir. Şehrimizin en değerli alanlarından birinde böylesine büyük bir alanı yeşile ve yaşam alanlarına ayırmak; güçlü bir şehir vizyonu, inanç ve yetişmiş insan kaynağı gerektiriyor.
ÇOCUKLARIMIZ BURADA YAŞAYARAK ÖĞRENECEK
Ben özellikle çocuklarımız için çok heyecanlıyım.
Arpanın, buğdayın, nohudun, mercimeğin ana vatanında yaşıyoruz. Ama bugün çocuklarımız bu ürünleri çoğu zaman yalnızca market raflarında görüyor.
Oysa bu toprakların büyük bir tarihi, büyük bir tarım kültürü ve çok güçlü bir gastronomi mirası var.
Çocuklarımız yarın Gastrobotanik Park’a geldiklerinde bunları sadece kitaplardan okumayacak. Toprağa dokunacak, bitkinin nasıl yetiştiğini görecek, üretecek, hasat edecek ve yaşayarak öğrenecek.
Burayı bir atölye, bir okul ve aynı zamanda akademik çalışmalar için bilimsel bir altyapı haline getireceğiz.
Çünkü bizim için eğitim sadece sınıfta olmaz. Bazen bir tohum, bazen bir ağaç, bazen bir bahçe en güzel öğretmendir.
BİLİM, GASTRONOMİ VE DOĞA AYNI YERDE BULUŞACAK
Gastrobotanik Park’ta 2 bin 280 metrekarelik Tropik Sera ile dünyanın farklı iklimlerinden egzotik bitkileri bir araya getireceğiz.
6 bin 400 metrekarelik Üretim Serası ise bitki üretimi, araştırma ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının gerçekleştirileceği yaşayan bir laboratuvar olacak.
Buradaki seralar sadece üretim yapılan alanlar olmayacak. Geleceğin tarım teknolojilerinin geliştirildiği, bilginin üretildiği ve yeni nesillere aktarıldığı birer eğitim alanı olarak hizmet verecek.
Herbaryum, eğitim binaları, şifahane, attar, botanik sanat atölyesi, Etnobotanik Müzesi, Fitoterapi Merkezi ve Labirent Parkı gibi farklı alanları da ziyaretçilerimizle buluşturacağız.
Burada doğa ile insan, geçmiş ile gelecek, gelenek ile bilim bir araya gelecek.